Yıllardır önemli başarılara hasret kalmış bir takımın taraftar profilinin yapısının hiç değişmeden kalması aslında camianın büyüklüğünü kanıtlar niteliktedir. 24 senedir beklemeye devam ettiğimiz Türkiye Lig Şampiyonluğuna 6 senedir alamadığımız Türkiye Kupası 'da eklenmişti.
Rakibin Fenerbahçe, teknik patronumuzun Şenol Güneş olması da 1996 yılı lig finalini hatırlatmıyor değildi. Haftalar öncesinden kenetlenen Trabzon kenti hatırı sayılır miktarda taraftarını Şanlı Urfa şehrine yolladı. Maçtan önce ve maç boyunca büyük bir inanç ve istek taraftarın coşkusuna yansımıştı. Şanlı Urfa halkı da gösterdiği misafirperverlikle hoş bir dostluk atmosferi oluşmasına yardımcı oldu.
Maça iyi başlayan taraf Trabzonspor oldu. Fenerbahçe'nin yakaladığı pozisyon sayısının 3 misli kadar net pozisyonu ilk yarıda kullanamayan Trabzonspor pas organizasyonu ve orta saha hakimiyeti açısından da rakibine oranla üstün oynadı. Bu üstünlüğün en önemli sebebi hiç şüphesiz oyuncuların mücadelesine yansıyan azim ve kazanma arzularıydı.
İkinci yarıda da oyun açısından fazla bir fark yoktu. Kupa Finaline yakışır kalite devam etti. Fakat sahada dört tane birbirinden güzel gol vardı. Alex'in golü o dakikaya kadar oyun olarak Trabzonsporluların hak etmediği fakat Brezilyalının Fenerbahçe adına ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu ispat eder özelliklerdeydi. Gol sonrası Trabzonspor isteğinden ve görsel kalitesinden ödün vermeden yüksek performansını sürdürdü. Serkan'ın insan üzeri çabası ortasaha ve defans organizsayonunun uyumuna büyük katkı sağladı. Ardından Umut başarılı takipçiliği, zamanlaması ve isabetli kafa vuruşu ile attığı güzel golle ilkyarıda harcadığı net pozisyonu telafi eder biçimde kendini affettirmiş oldu. Attığımız gol adeta takımı daha da ateşleyerek maçın ipini tamamen Trabzonspor'un eline almasını sağladı. Sonra Engin ve Colman maçı hak ettiğimiz minimum skora ulaştırdılar.
Burak son vuruşlarda biraz daha yetenekli olabilse her maçı bol gollü kazanmamız işten bile olmayacak.
Ziraat Türkiye Kupasını her açıdan 90 dakika boyunca hak eden takım kazandı. Bu kupa Trabzonspor için Avrupa'yı garantileyen bir adım olmasının yanı sıra önemli bir prestij ve moral oldu.
Kutlamalar Şanlı Urfa'da başladı Türkiye'nin her şehrine yansıdı, Karadeniz de şenlik havası eserken bu şenlik Trabzon kentinde doruğa vardı.
Sözü fazla uzatmaya gerek yok işte. Trabzon büyük bir şehir, Trabzonspor'da bu şehrin simgesidir. Anadolu'nun gururu olmayı yalnızca bir kaç galibiyetle başarmamış, kupaların efendisi olmayı bilek hakkıyla elde etmiş, kentin imajı ve bölgenin tarihi birikimiyle başarılarını bütünleştirmiştir, ve tabi ki Trabzonspor taraftarı da ne kadar büyük olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Değinmek istediğim son nokta Şenol Hocamız ile alakalı olacak. "1996 Fenerbahçe mağlubiyeti geride kaldı kaybettik bitti, bu maç başkaydı onunla ilgisi yoktu" sözleri bugüne kadar elde ettiği başarıları karakter olgunluğuyla bütünleştirdiğini yine gösterdi. Zaten Şenol Güneş futbol kariyeri boyunca bulunduğu her takımda beyefendiliği ve işine odaklanmasıyla takdir toplamıştır. Nice kupalar almak, daha büyük başarılar elde etmek dileğiyle emeği geçen herkese teşekkürler...