Ana Sayfa     GÜNCEL  |   SİYASET  |   BÖLGESEL  |   EKONOMİ  |   SPOR  |   KÜLTÜR-SANAT  |   EĞİTİM  |   VEFAT İLANLARI  |  
SİYASET - KÜRT AÇILIMI OY KAYBETTİRİNCE - Arhavi Postasi
 KÜRT AÇILIMI OY KAYBETTİRİNCE

KÜRT AÇILIMI OY KAYBETTİRİNCE

  19.06.2010 - 12:33:43

 
Gazetelerde ve televizyonlardaki Kürt açılımının bittiği yorumlarının ağırlık noktası Devlete bundan sonra kim, neden güvensin? sorusuydu
 
 

 

Sekiz ay önce Habur Kapısı’ndan on binlerce kişinin katıldığı törenle Türkiye’ye giriş yapan ve kurulan “gezici mahkemeye” çıkarılarak serbest bırakılan PKK’lı teröristlerin bir bölümünün önceki gün tutuklanması pek çok çevrede şaşkınlıkla karşılandı.

Gazetelerde ve televizyonlardaki “Kürt açılımının bittiği” yorumlarının ağırlık noktası “Devlete bundan sonra kim, neden güvensin?” sorusuydu.

Oysa işin aslı bu değil. Biz daha aylarca devlete olan güveni, yargıdaki gariplikleri tartışırız. Olayın iktidar tarafından algılanışı farklı.

Çünkü iktidar bir “Kürt açılımı” yapmamıştı, sadece Kürt açılımı adı altında AKP oylarının yükseleceğini hesaplamıştı.

AKP’ye akıldanelik yapan maskeli faşistler, medyadaki işgalleri sayesinde boylarından çok büyük ses çıkardıkları için iktidara “Kürt sorununu da çözersen artık seni kimse tutamaz. Avrupa Birliği’ne giriyorsun, bölgede etkin güç oldun, dünya Türkiye’den söz ediyor, bunlar iyi güzel, ama bir de Kürt sorununu çözdün mü tamamdır” diyorlardı.

İktidar olaya sadece bölgesel bakınca bu görüş değer kazandı ve AKP sözde “Kürt açılımına” karar verdi.

İlk başlarda, bu girişim toplumun birçok kesiminde, hatta o güne kadar PKK terörüne “Kürtçülük” olarak bakanlarda bile bir umut yarattı.

Nereye kadar? Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan rezalete kadar.

O gün, bizzat bir AKP’li yöneticiden duyduğum şu sözü unutmuyorum. Demişti ki “İl başkanlarının telefonlarına çıkamaz olduk. İnanılmaz bir tepki yağıyor, il başkanlarımızın bazıları partinin kapısına kilit vurup gitmişler çünkü korkuyorlar.”

Nitekim bu tepki AKP yönetimini de şoke etti. Başbakan ilk 24 saat durumun farkında olmadığı için “barış” gösterileri yaptı ama hemen ertesi gün sert açıklamalar başladı. İlk icraat olarak da Avrupa’dan gelecek kafileye izin verilmedi.

Ama artık cin çıkmıştı. AKP Kürt kozunu kullanayım derken hızla oy kaybetmeye başladı. “Zevahiri kurtarmak” adına bir süre sanki Kürt açılımının arkasında duruyormuş gibi yaptı. “Bu bir demokrasi, kardeşlik projesidir” dedi. Ama oy kaybı durdurulamayınca politika tamamen tersine döndürüldü. Mekanizma işlemeye başladı. KCK operasyonları adı altında kentlerde av başlatıldı. Son hamle olarak da Habur’daki imajı düzeltmek adına tutuklamalar için emir verildi.

İyi de, bu yeni politika AKP’ye eski oylarını tekrar kazandıracak mı? Kürt yanlışı nedeniyle partiden uzaklaşanlar geri dönecekler mi?

Bana çok geç gibi geliyor. Ünlü deyimimizdeki gibi “Takke düşünce kel görünür.” Eski oylar gelmeyeceği gibi sırf bu açılıma kanarak AKP’ye destek verenler de şimdi kaçacaklardır.

***



Beklenmedik (ya da beklenen) şeyler oluyor

Türkiye iki üç ay öncesinin Türkiye’si değil artık. Hem kamuoyu hem bu ülkenin gerçek demokratları, aydınlık insanları, üzerlerindeki ağır baskıyı, korkuyu, endişeyi yavaş yavaş üzerinden atıyor.

İktidarın, güç zehirlenmesiyle uyguladığı sindirme ve baskı politikalarına karşı direniş hızla yükseliyor. Haksızlıklara, hukuksuzluklara, demokrasi dışı uygulamalara yönelik başkaldırı giderek umut veriyor. Kısacası, daha önce de söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin DNA’ları harekete geçiyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in “nihayet” serbest bırakılması, bu yönde katedilen yol bunun en tipik örneklerinden biri. Hastalığı kesinleşmiş bir kişiyi keyfi biçimde tutuklayan hâkimlerin tazminat ödemeye mahkûm olmaları da bunun bir parçası herhalde. İktidar, yakalandığı güç zehirlenmesinin yarattığı “Ben ne istersem o olur” mantığının hesabını vermeye başlıyor galiba.

***



Dünyanın son günü

Açık söyleyeyim bana internet üzerinden elektronik posta ile geldi aşağıdaki yazı. Bir yerlerde çıktı mı bilmiyorum. Bana gönderen Beyazıt Zencirci isimli bir doktor okurum. Bir yerlerde yayınlandıysa bile mahzuru yok, okumamış olanlar için çok güzel çünkü:

“Amerika’da bir üniversitede, profesör derse şöyle başlamış:

- Düşünün ki bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız?

Öğrenciler tek tek yazmaya başlamışlar..

- İbadet eder, Tanrı’dan günahlarımı affetmesini dilerdim.

- Tüm sevdiklerimle vedalaşırdım.

- Ailemle vakit geçirirdim.

- Anneme veya babama giderdim.

- Arkadaşlarımla yarım saat eski günlerdeki gibi basket oynardım.

- Barbekü partisi yapardım.

- Sevgilimle son ana kadar sevişirdim.

- Tüm sevdiğim yemekleri yerdim.

- Yatar uyurdum.

- Ormanda son defa dolaşırdım.

- Güneşin doğuşunu ve batışını son defa seyrederdim.

- Akşam yıldızları seyrederdim.

- En sevdiğim yemeği hazırlar, tüm sevdiklerimi akşam yemeğe davet ederdim.

- Piknik yapardım.

- Hayatta en çok gitmek istediğim yere gider, orada ölümü beklerdim.

- Üzdüklerimi arar, özür dilerdim.

Hoca bütün hepsini tahtaya yazmış. Sonra gülerek sınıfa dönmüş ve demiş ki:

- Bunları yapmak için dünyanın son günü olması şart mı?..”

***



Babalar Günü için ‘Baba Ressamlar’

Yarın Babalar Günü biliyorsunuz. Her yerde bu özel günle ilgili etkinlikler yapılıyor. Bunlardan biri ilgimi çekti. Bugün aralarında herkesin çok yakından tanıdığı ünlü isimlerin de bulunduğu bir grup sanatçının ortak resim sergisi açılıyor.

Nişantaşı City’s Alışveriş Merkezi’ndeki bugün 18.00’de açılacak sergi “Baba Ressamlar” adını taşıyor. Sanatsal etkinliklerle adından sıkça söz ettiren Hülya Kırımoğlu’nun düzenlediği sergiye adını veren “Baba Ressamlar” tanımının tek açılımı yok. Gerçekten çok ünlü ve bu sanatın “babası” sayılanlar olduğu gibi resim sanatçısı olmayıp resim yapan ama “baba” sıfatını taşıyanlar da var. Bir de Müjdat Gezen gibi bu iki tanıma da girmeyen ama yetiştirdiği yüzlerce öğrenciye “gerçek babalık” yapanlar da unutulmamış.

Peki kimler var bu karma sergide? Sayayım: Ali Altın, Ahmet Kalkan, Boris Cimşurauli, Cüneyt Arkın, Erol Büyükburç, Ethem Çalışkan, Faruk Öz, Habib Gerez, Halit Ömür, Hayrettin Sönmez, Korkut Uluğ, Levent Kırca, Muhsin Kut, Müjdat Gezen, Nejat Uygur, Sadık Babayev, Serdar Samancıoğlu, Süleyman Turan, Tankut Bilge, Timur Taştekin, Yaşar Çallı.

***



Her “Sınır ötesi operasyon” ile terörün biteceğini zannediyoruz. Sonrasında verdiğimiz şehitlerle “Sinir ötesi depresyon” yaşıyoruz. (Gani Yıldız)

 


 

Bu Haber   172  Defa Okunmuştur.

 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 5 Puan Verildi
 Kaynak :  VATAN

 Kategori  SİYASET

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

    Diğer Haberler

Şar Hospital 02.06.2010
 
 


Uzulmezins
  
      ANKET
REFERANDUMDA ANAYASA PAKETİNE?

Ankete Katıl
>>
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Basın ve Yayın Haber Siteleri »  Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » İletisim »  RSS  
Copyright © 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanmaz.Yazarlar yazdıklarından sorumludurlar.Site yönetimi sorumluluk kabul etmez.