Başbakan’ın konuşmasını dünya basını da dikkatle takip etti. Erdoğan, İsrail’e yönelik sert konuştu ve dünyaya seslendi: Bu hukuk dışı saldırıya her kim gözyumarsa onlar da bizzat suç ortağıdır.
ANKARA- Latin Amerika gezisinin Şili bölümünü yarıda keserek, Türkiye’ye dönen Başbakan Erdoğan, ayağının tozuyla parti grubunu topladı.
Erdoğan merakla beklenen grup konuşmasında, İsrail’in mevcut yönetimine yönelik çok ağır eleştirilerde bulundu, ancak somut yeni herhangi bir yeni yaptırım açıklamadı. Erdoğan, dünya kamuoyunun da merakla beklediği konuşmasında şu görüşleri dile getirdi:
Masum insanların kanı döküldü
- Gecenin en karanlık anında iki kanlı saldırı gerçekleşti. Birincisi İskenderun’daki deniz üs komutanlığımıza yönelik tetörist saldırıydı. 6 askerimiz şehit oldu, 7 askerimiz de yaralandı. İkincisi fecir vaktinde Akdeniz sularında insanlık vicdanı tarihin en ağır yaralarından birini aldı. İnsanlığın vicdanından süzülen yardım gemileri silahlı zorbalıkla engellendi. İsrail’e ait silahlı unsurlar Gazze halkına insanı yardım götüren 32 ülkeden 600 insanın bulunduğu Gazze’ye Özgürlük Gemisine uluslararası sularda haksız saldırıda bulundu, masum insanların kanını döktü. Kadınların çocukların din adamlarının ve tamamen sivillerin bulunduğu gemilere saldırıyı bir kez daha şiddetle lanetliyoruz. Bu uluslararası hukuka, insanlığın vicdanına, dünya barışına yapılmıştır.
Yaralıları alacak irademiz var
- İvedilikle gereken adımları atmaya başladık Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukukun ve ve diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaktadır, kullanacaktır. Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi geri çağrılmıştır. İsrail ile 3 askeri tatbikat iptal edilmiştir. Dışişleri Bakanımız New York’a gitmiş, BM Güvenlik Konseyi olağanüstü toplantıya çağrılmıştır. BM güvenlik Konseyi İsrali’i kınayan bir açıklama yapmıştır. İsrail’de bulunan genç milli futbol takımımızın maçları iptal edilmiştir. İslam Konferansı Örgütü Pazartesi günü toplanacaktır. İsrail yaralıları ’Biz gönderelim’ demiştir. Biz ’Kendi yaralılarımızı alacak güç ve iradeye sahibiz’ diyerek onların teklifini reddettik. 2 askeri ambulans uçağı hareket etmiş dönmektedirler. İsrail’in izleyeceği tutum dünya kamuoyunca ibretle izlenmektedir. Bu ülkelerin de gereken tepki ve duyarlığı sergilemesini bekliyoruz.
Alçakça bir pervasızlık
- İsrail Gazze’ye yönelik insanlık dışı ambargoyu derhal kaldırmalıdır. Yaşanan olaylar insanlık tarihi açısından büyük ayıp olarak kayda geçmiştir. Masum insanları katletmek, sivil insanlara terörist muamelesi yapmak insanlık açısından alçakça bir pervasızlıktır. Savaşın da barışın da bir hukuku vardır. Savaşta çocuklara, kadınlara, yaşlılara, sivillere, din adamlarına, beyaz bayrak çekenlere, sağlık görevlilerine, yardım görevlilerine saldırılmaz. Savaşta değil barışta bunlara saldıranlar ise aynı zamanda insanlığı da ayaklar altına almış olurlar. Zorbaların, haydutların, korsanların bile belli hassasiyetleri olur. Belli ahlak kurallarına uyarlar. Hiçbir ahlak kuralına uymayanlara bu sıfatları yakıştırmak bile iltifat olur. Dünya barışı çok büyük yara almıştır. Bu cüretkar sorumsuz, pervasız, hak hukuk tanımayan saldırı mutlaka ama mutlaka cezalandırılmalıdır.
Türkiye’nin düşmanlığı şiddetlidir
- Türkiye olarak bu işin peşine bırakmayacağız. Türkiye yeni yetme, köksüz bir devlet değildir. Bir kabile devleti hiç değildir. Kimse Türkiye ile aşık atmaya, Türkiye’nin sabrını test etmeye kalkmamalıdır. Türkiye’nin dostluğu ne kadar kıymetliyse, düşmanlığı da o kadar şiddetlidir. Türkiye’nin dostluğunu kaybetmek bile başlı başına bir bedeldir. Mesele İsrail ile Türkiye arasındaki bir mesele değildir. Mesele İsrail’in hak hukuk tanımayan yönetiminin, barışı tehdit eden politikalar sergilemesidir. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Ortada şiddeti politika haline getiren, kan akıtmaktan çekinmeyen bir yönetim anlayışı bulunuyor. İsrail yönetiminin hukuksuzluklarının örtülecek, tevil edilecek hali kalmamıştır. Uluslararası toplumun ’Yeter artık’ deme zamanı gelmiştir. Obama’yla görüşeceğim. Bunları onlarla da paylaşacağım. Ortadoğu’da barışın zeminini yok etme gayreti içinde olan İsrail’i yaptıklarıyla baş başa bırakamayız. Bu yönetim bedeli ödemek zorunda.
Musevi cemaatine teşekkürler
- İsrail etrafındaki savunma kalkanlarını yok etmekte, ittifak noktalarını bir bir kaybetmekte, kendisini yalnızlaştırmaktadır. İsrail halkına da seslenmek istiyorum; biz her zaman antisemitizme karşı olduk. Musevilere yapılan haksızlıklara karşı sesimizi yükselttik. Bu zulme ’dur’ deme sırası İsrail halkı olarak sizdedir. Türk Musevi cemaatine de teşekkür ediyorum. Musevi vatandaşlarımıza yönelik kimsenin kem gözle bakması farklı bir davranış içine girmesi söz konusu değildir olamaz. Masum insanlara silahla saldırarak kan akıtmak, katliamda bulunmak açıkça devlet terörüdür. Öldürmeyi iyi bildiklerini yüzlerine söylediğimiz İsrailli yöneticiler, katliamı öldürmeyi ne kadar iyi bildiklerini bir kez daha göstermiştir. Sedyedeki yaralı insanları bile kelepçeliyorsun. Bunun insan haklarıyla, evrensel değerlerle izahı var mı? İsrail hiçbir mazeretle, gerekçeyle elindeki kanı temizleyemez. Bu aşamadan itibaren İsrail’in kanlı saldırılarına her kim göz yumarsa, her kim görmezden gelirse, bilmelidir ki bu kanlı saldırılarda onlar da suç ortağıdır.
Filistin’e sırtımızı dönmeyeceğiz
- Herkes bu hukuksuzluğa göz yumabilir, altını çizerek söylüyorum sinsice destekleyebilir. Ama İsrail, Türkiye’yi başkalarına benzetmek gibi bir hataya düşmesin. Böyle bir hata işlemeye kalkmasın bedeli ağır olur. Açık denizde cinayet işleyen masumiyete ve merhamete kurşun atan İsrail bütün dünyaya karşı yalnızlığı, tecrit olmayı seçmiştir. Herkes sussa, herkes gözünü yumsa, sırtını dönse bile Türkiye olarak biz Filistin’e, Gazze’ye sırtımızı dönmeyeceğiz. Milletimiz metin olmalıdır, Türkiye’ye yaraşır vakar içinde olmalıdır. Şehitlerimizi bağrımıza basacağız, yaralılarımızın yaralarını birlikte saracağız. Siz ne kadar hukuk dışılığın arkasındayız biz o kadar hukukun arkasındayız. Siz ne kadar sivillerin Gazze’deki, Filistin’deki mazlumların karşısındaysanız biz arkasındayız. Devlet geleneğiyle hareket edeceğiz.
ARINÇ AĞLADI ELÇİLER AYAKTA ALKIŞLADI...
Erdoğan’ın İsrail yönetimine sert çıkan sözleri milletvekillerince sık sık ayakta alkışlandı. Başbakan’ın konuşması sırasında başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın gözlerinin dolduğu görüldü. İran Büyükelçisi Bahman Hosseinpour, Filistin Büyükelçisi Nabil Marouf ve Hindistan Büyükelçisi Raminder Jassal ise konuşmayı ayakta alkışladı.
Hamas: Tarihi konuşmaydı
Başbakan Erdoğan’ın Ak Parti grubunda yaptığı konuşmayı Hamas da büyük bir ilgiyle takip etti. Örgütün sözcüsü Fevzi Barhum, konuşmanın sonrasında yaptığı açıklamada, “Türk konuşması hem çok güçlü hem de tarihi bir konuşmaydı. Filistinlilerin duygularına tam olarak tercüme oldu” dedi.
‘Türkiye ne zaman yükselişe geçse karanlık el devreye giriyor’
Erdoğan konuşmasında, İskenderun Deniz Üs Komutanlığına bağlı askeri birliğe yönelik saldırıya da değindi. Erdoğan, şöyle konuştu:
- Biz ’Analar ağlamasın’, ’akan kan dursun’ diyerek demokratik açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ni bir sürece soktuk, takvime bağladık. Türkiye her açıdan demokratik standartlarını yükseltiyor, daha ileri, çağdaş yaşam şartlarına kavuşuyor, her alanda önemli gelişmeler yaşanıyor. Türkiye ne zaman yükselişe geçse, ne zaman demokratik standartlarını yükseltmeye başlasa, ne zaman hak ve hürriyetler gelişmeye başlasa, bir karanlık el devreye giriyor, bu gelişme sürecini sabote etmeye, akim bırakmaya çalışıyor. Biz, AK Parti Hükümeti olarak terörle mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz ama demokratikleşmeyi de aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.
İNGİLİZCE VE ARAPÇA’YA ÇEVRİLDİ
Erdoğan’ın konuşması İngilizce ve Arapça’ya çevrildi. 4 Simultane tercümanın görev yapabilmesi için grup salonunda, basın mensuplarının yer aldığı loca bölümüne 2 kabin kuruldu. Erdoğan’ın konuşmasını 25 yabancı televizyon kanalı canlı yayınladı. Türkiye’de 17 televizyon kanalı canlı yayın yaptı